İhracatçı uzun vadeli kredi istiyor

 İhracatçı uzun vadeli kredi istiyor

Uğur Grup’un YKB Barlık, “Hükümetin çabalarını takdir ediyoruz fakat yeterli değil. Rakiplerimiz İsviçre, Almanya ve İtalya, bankalarına  ‘Müşterilerinize uzun vadeli krediler açın, sizi finanse edebiliriz’ derken biz ise Eximbank’tan en fazla 6 aylık destek alabiliyoruz. Bir ihracatçı olarak kredilerin uzun vadeli olması gerektiğini düşünüyorum.

Rakiplerimizle eşit koşullarda yarışmıyoruz

Murat Gürsoy ile Karadeniz Sohbetleri’nde bu hafta Çorum’dayız. Özellikle anahtar teslimi projelerle Çorum’un “dünyaya açılan penceresi” konumunda olan Uğur Grup’un kurucusu Uğur Barlık’la buluştuk. Bölgenin en büyük tesisi olan Anitta Hotel’in de sahibi olan Barlık ile ülke ekonomisi üzerine konuştuk.

Eski zamanlardan bu yana farklı medeniyetlere ev sahipliği yapan, farklı kültürlerin doğuşuna, savaşlara ve barışlara tanıklık eden bu şehirde yaklaşık yarım asır önce kurulan Uğur Grup, medeniyetlerin merkezi Anadolu’dan yola çıkan, yaratıcı ve girişimci ruhun bir simgesi aslında. Başarı için attıkları ilk adımdan sonra durmadan ve yorulmadan çalışan bir ekip ve daha iyiye, daha güzele ulaşmak için son teknolojiyi kullanarak hedeflerine doğru yol alan güçlü bir firma, özellikle üretimini gerçekleştirdiği değirmen makineleri ile dünya markası olmayı hak etmiş durumda. Medeniyetlerin buluşma noktası Anadolu’dan doğan firma, geçmişten gelen gücü ve tarihsel birikimi ile faaliyet gösterdiği her alanda doğduğu bu topraklardan dünyaya doğru yol alıyor.

-Bu uzun girişten sonra öncelikle Uğur Grup’un tarihsel yolculuğunu anlatmanızı isteyelim sizden…

-1955’te ticari yolculuğuna çıkan Uğur Grup şimdilerde var olan 11 şirketinin temellerini günün koşullarını değerlendirip, un makinaları imalatına başlayarak atmıştır. Müşterilerine un fabrikası işletme sürecini ve makinalarını daha iyi anlatmak amacıyla bir çeşit pilot tesis olan küçük un fabrikası bünyemize eklemiştir. Bu tesis 1990’lı yıllarda büyüyen bugünkü 500 tonluk un fabrikasının temelini de oluşturmuştur.

-Zamanla farklı sektörlerde de yol aldığınızı biliyoruz…

-Evet… Bir süre sonra un makineleri ve yem üretimi dışına çıkarak farklı birçok sektörlerde yatırımlara başladık. Makine, un, yem ve turizm gibi alanlarda performansımızı sürdürürken, önceki yatırımlarla ilişkili olarak 2002 yılında Uğur İnşaat Şirketi’nin temellerini attık. Bireylerin daha iyi yerlerde, daha iyi koşullarda yaşam alanları kurma fikriyle yola çıkarak, Ankara’nın en gözde semtlerinden Çay Yolu’nda 102 konutluk site inşa ettik. Gruba dâhil olan UBA İnşaat yurtdışındaki inşaat faaliyetlerini sürdürmekte, hastane, okul, köprü, otel, konut projeleri yapmaktadır. Uğur Grup, 2007 yılında yatırımlarına bir yenisini ekleyerek bağlı sektörlerden Hitit Yalıtım ve Yapı Malzemeleri San. Ve Tic. Ltd. Şirketi’ni de bünyesine eklemiştir. Özetle, makine üretiminden tarım ürünleri üreten fabrika kurmaya; silo üretimine, sistem otomasyonundan inşaat alanına, turizm sektörüne büyüyen ve gelişen bir yelpazede müşterilerine kaliteli hizmeti kaliteli iş gücü ile hizmet verme gayesiyle ihtiyaçlara cevap vermeye devam etmektedir.

-Sanayici olma yolunda ilk adımı attığınız günlere dönersek; yıllar öncesinde başlangıç hedefleriniz neydi?

-İlk işe başladığımız günleri hatırlıyorum. Üç-beş kişi ile yola çıkmıştık. O günlerde idealim 5 bin kişiye ulaşan bir istihdam yaratmaktı. Ama Türkiye ekonomisinde zaman zaman ortaya çıkan dalgalanmalar bizi belki o noktaya taşımadı ama 3 bin kişiye iş verdiğimiz dönemler de oldu.

-Şu anda istihdam kapasiteniz nedir?

-Sanırım 700 civarında çalışanımız var. Keşke koşullar daha iyi olsa da o baştaki idealimiz olan rakamlara erişebilsek. Yatırımcı olarak ufkumuz çok açık. Cebimizdeki sıcak para ile dolaşamayız, o paranın sıcaklığı ile günümüzü geçiremeyiz. Mutlaka bunu yatırıma ve dolayısıyla istihdama yönelik kullanırız. Tabi ki bu yatırımların ülke çıkarlarını gözetmesi ve ihracata dönük olması gerekir.

-Bir dönem Çorum’da inşaat sektörüne de yer verdiniz portföyünüzde… Sanırım karşılığını pek alamadınız…

-Evet… Bizi zorlayan bir deneyimimiz oldu. Bazı sektörleri peşinde taşıdığı için inşaat sektöründe de olmayı istedik. Bugün Çorum gibi 260 bin nüfusa sahip bir şehirde satılmaya hazır 5 bin dairenin varlığını biliyorum. Ortalama 400 bin lira ile çarpın 200 trilyon lira paranın toprağa gömülü durumda beklediğini göz ardı edemeyiz. Bu paranın ekonomiye şu an için hiçbir katkısı var mı? Yok…

-Yerine ne koymalıydı peki?

-İhracata yönelik üretimler yapmalıyız, teknoloji satmalıyız. Ülkemize dolar bazında katkı sağlayabiliyorsak daha kısa sürede kalkınma düzeyimizi yukarıya taşırız. Önemli olan ihracata yönelik üretim yapılmasıdır.  Özellikle de katma değeri yüksek ürünler üretmeliyiz.

-Son süreçte sanayicinin yaşadığı kur şokunu biliyoruz. Yatırımcıyı rahatlatma ve finansa erişim noktasında hükümetin yaptığı çalışmalar da var. Sizce bu girişimler yeterli midir?

-Değil tabii ki… 30 yıldan fazla zamandır dünyadaki 150 ülkeye ihracat yapan biri olarak maalesef yeterli bulmadığımı söylemeliyim. Kendi adıma söyleyeyim. Makine sanayicisi olarak bizim dünyada iki önemli rakibimiz var. Bunlardan birisi İtalyan firması bir diğeri de sektörümüzün en büyüğü olan İsviçre-Almanya ortaklığındaki Buechler. Her iki markanın hükümetleri bankalarına şunu söyleyebiliyor. “Müşterilerinize uzun vadeli krediler açın. Sizi finanse edebiliriz.” Ama ben Eximbank’tan en fazla 6 aylık destek alabiliyorum. Oysa yaptığım yatırım sözleşmeye bağlı olarak iki yıl sürüyor. Ben yükleme yapmadan akreditifi çözemiyorum. Bana sıcak para gerekiyor. Dolayısıyla ihracat kredileri uzun vadeli olarak kullandırılmalı… Ver kardeşim… Yok…

-Yani finansmana erişimle ilgili sıkıntılardan söz ediyorsunuz. Bunu biraz daha açar mısınız?

-Bankalar kredi faizlerini düşürdüler. Ne kadar güzel. Ama “hadi para verin” deyince bu defa da para vermiyorlar. Para olmayınca yatırım yapılmıyor. Tabi ki sanayici kendi öz sermayesini kullanarak da yatırım yapabilir. Ancak genelde kredi kullanılarak yatırım yapma yolunu seçer pek çok sanayici ve iş adamı, aldığı bu desteği yatırıma dönüştürür. Bugün için baktığımızda bankalar muslukları tamamen kapatmış durumda. Dolayısıyla özellikle Anadolu’da “beli bükülen” pek çok sanayici “patinaj” yapıyor. Oysa sanayici kesinlikle oturmaz parayı buldukça yatırımı ve büyümeyi planlar.

-Hep üretmekten bahsediyorsunuz. Bir yönüyle baktığımızda Anadolu coğrafyası bereketli topraklar üzerine kurulu. Bu anlamda tarımsal üretimi görmezden gelemeyiz. Tarım ve hayvancılık konusundaki düşüncelerinizi merak ediyoruz.

-Bence o düşünce yıllar öncesinde kaldı. Türkiye bir tarım ve hayvancılık ülkesi olarak biliniyordu bu doğrudur. Oysa tarım ve hayvancılık bir ülkenin sadece karnını doyurur ülkeyi bir yere taşımaz. Ülke olarak 40 yıldır ihracata yöneldi ve sanayi ürünlerini dışarıya satmaya başlayarak kendine geldi.

-Bir başka görüş de özellikle Avrupa’nın ağır sanayiden uzaklaştığı yönünde. Bu bizim için bir avantaj mıdır?

-Avrupa artık paradan para kazanmanın derdine düştü. Para satıp para kazanıyor.  Ve sanayi gelişmekte olan ülkelere doğru kaydı. Biz sanayide ve yüksek teknolojide kendimizi geliştirip ülkemize döviz kazandıracağız. Başkaca bir şansımız yok.

-Uluslararası saygınlığınız ve bilinirliğinizi konuşalım biraz da. Bunu nasıl sağladınız?

-İşimize sahip çıktık, müşterimize güzel hizmetler sunduk. Ürettiğimiz makinelerimiz kalitesi ve yüksek performansı ile dünyanın bildiği bir marka haline geldi. Geçmişi 200 yıl öncesine dayanan Buechler gibi bir markanın rakibi olmak o kadar da kolay değil. Ve biz teknolojik olarak onlarla aynı düzeydeyiz. Bunu nasıl sağladık? Onlar bizimle baş edebilmek için üretimlerini Çin’e kaydırdılar. Onların bu ucuz iş gücü arayışı bizim lehimize oldu. 

-Son olarak geleceğe ilişkin projeksiyonunuz nedir?

-Benden önce sayın Cumhurbaşkanımızın 2023 hedefleri var. Biz bunun içeriğini tam olarak bilemiyoruz. Nasıl bir mucizenin bizi beklediğini bilmiyoruz. Elbette büyüklerimiz bu planlamayı yapıyorlardır ki bu hedefi koymuşlardır. Bugünkü konjonktürde önce güney sınırımızdaki savaş pozisyonunu konuşurken şimdi bunun önüne geçen koronavirüs ile ilgili ciddi sıkıntılar yaşanıyor. Gerçi bu sadece bizi değil tüm dünyayı etkiliyor. Ne kadar süreceği konusunda da bir belirsizlik hâkim. İnşallah çok kısa sürede atlatırız. Buna rağmen 2023 yılı ve sonrasında her şeyin çok daha güzel olacağını tahmin ediyoruz.


Bu Haberlerede Göz Attınızmı ?