Dijital Tarım Pazarı üretime teşvik edecek

Tarım-Orman, Ticaret, Hazine ve Maliye Bakanlığı işbirliği ile hayata geçirilen ‘Dijital Tarım Pazarı’ projesinin aracıları ortadan kaldırması ve fiyatlara istikrar sağlaması gibi nedenlerle üretici ve tüketiciyi mutlu edecek bir sistem olduğunu belirterek, “Dijital tarım pazarı üretime teşvik edecek” dedi.

 Dijital Tarım Pazarı üretime teşvik edecek

Maslow’un “ihtiyaçlar hiyerarşisi” veya “ihtiyaçlar piramidi”ni bilmeyeniniz yoktur.  O piramidin en alt ve geniş tabanında “en öncelikli ihtiyaç” statüsünde öncelik “açlık ve susuzluk” olarak belirlenir. Dolayısıyla, bugünlerde böylesi bir tehlike ile karşı karşıya kalınmaması için toprağa ve tarıma her zamankinden daha fazla duyarlılık gösterilmesi gerekmektedir. Biz de öyle yaptık ve “Murat Gürsoy ile Karadeniz Sohbetleri’nde” bu hafta konuyu uzmanına soralım istedik; Konuğumuz Ordu İl Tarım ve Orman Müdürü Kemal Yılmaz.

-Efendim, küresel salgın, her sektörde olduğu gibi tarımda da olumsuz etkisiyle kendisini fazlasıyla hissettirdi. Sadece üretim aşaması ile değil yarattığı yüksek istihdam ve yüksek pazar potansiyeli ile büyük bir ekonomik güç olan bu sektörde kriz nasıl yönetiliyor? diye sorarak sohbetimize başlayalım.

 -Birazdan detaylandıracağımız gibi salgının etkilerinin en aza indirilmesi noktasında oldukça ciddi önlemler alındı. Ülke genelinde olduğu gibi Ordu’da sürecin çok iyi yönetildiğini düşünüyorum. Tarım sektörünün vazgeçilmezliği bu süreçle bir kez daha ortaya çıktı. Çünkü beslenmenin karşılandığı tek sektör olan tarım olmadan insanların besin ihtiyacının karşılanması mümkün değil. Biz her fırsatta tarımın stratejik bir sektör olduğunu dile getiriyorduk. Yaşanan bu süreç tarımsal üretimin önemini bir kez daha ortaya koydu. Ordu ili genelinde Sayın Valimiz Seddar Yavuz önderliğinde daha da güçlenerek çıktık. Valimizin bizimle saha çalışmalarına katılması hem üreticiyi hem personeli motive etti. Üreticinin bu süreçten olumsuz etkilenmemesi adına alınması gereken tüm tedbirler alındı. Hatta daha önceden ekilip dikilmeyen alanlar bile bu süreçte ekilip dikildi.

-Yani daha önce atıl kalan alanlar da üretime kazandırıldı…

-Tam da öyle oldu. Bakın… İlimizde ağırlıklı tarım arazileri fındık bahçelerinden oluşuyor. Bu süreçte gübreleme ilaçlama gibi yapılması gereken her şey yapıldı. Üreticilerimiz coronaya inat bağını bahçesini daha çok sahiplendi. Belki geçmiş yıllarda yapmadıklarından daha fazlasını bahçelerine bakım yaptılar. Bir yandan hayvan aşılamaları da aralıksız devam etti. Çünkü orası da çok önemli bir konudur. Aşılamayı yapmadığınız takdirde bir salgına dönüşebilir. Bunlara fırsat verilmedi. Ordu ili bu süreçten tarım anlamında güçlü bir şekilde çıktı. Bu uygulama tüm Türkiye genelinde ilgi gördü. Hazine arazileri tarıma açıldı. Yani üretime kazandırıldı. Dolayısıyla tarım sektörü bu süreci iyi yönetti diyebiliriz. Şu an itibariyle ülke genelinde tarımın sürdürülebilirliği noktasında en ufak bir sıkıntı yok. Sektör bu süreçten güçlenerek çıktı.

-Ama diğer yandan çay üreticilerinin yaşadıkları bir takım zorlukların fındıkta da yaşanması ihtimali bir tedirginlik yarattı…

Çay sektöründe yaşanan toplama krizi artık aşılıyor. Benzer durumun fındıkta yaşanıp yaşanmayacağına dair bir şey söylemek için çok erken. İçişleri Bakanlığı’nın bu konu ile ilgili bir genelgesi oldu. Biz de bu genelge kapsamında mevsimlik tarım işçileri izleme komisyonu kurduk. İlçelerde de bu komisyonun alt birimlerini oluşturduk. Bu komisyonlar üzerinden yürütülecek çalışmalarla mevsimlik işçilerin ilimize gelmeleri düzenlenecek. Bununla ilgili sıkıntı görünmüyor. Ancak fındık için daha uzun bir süre var ve zamanın ne göstereceğini henüz bilemiyoruz.

-İl Tarım Müdürlüğü olarak fındıkta verimi artırma yönünde yaptığınız başarılı çalışmaları yakından izliyoruz. Bu konuda geldiğiniz noktayı sizden dinlemek isteriz…

-Evet… Fındık bölgemiz ve ülkemiz için son derece değerli ve stratejik bir ürün. 400 bin aile geçimini bu üründen sağlıyor. Oldukça ciddi döviz getirisi var ve ithal girdisi sıfır olan bir ürün. Böylesine önemli bir üründe üretimini ne kadar artırabilirsek ülkeye gelecek döviz miktarını da o kadar artırmış olacağız. Böylece üreticilerimiz daha çok kazanacak.  İşte bu nedenle Kasım ayında “örnek uygulama timleri sahada” projesi başlattık. Proje kapsamında bin örnek bahçe yaptık. Bu bahçelerde daha önceleri 80-90 kilo olan verim, projeden sonra 250-300 kiloya ulaştı. Daha öncekilerle birlikte il genelinde toplam 2 bin 500 örnek bahçe sayısına ulaştık. Bunlar diğer üreticilerimize örnek oldu, verim ve kalite artmaya başladı. 2010-2014 ile 2015-2019 dönemin ortalamasını çıkarıp ortalama verim değerlerine baktığımızda; 2010 -2014 döneminde 59 kilo ürün alınabilen bahçelerden 2015- 2019 yılları arasında yoğun çalışmaların uygulandığı dönemde 80 kilo ürün elde edildi. Arada 21 kilo fark var. Bunu 227 bin hektar alanla düşünüp 20 liralık fiyatı ile çarptığınızda Ordu için 900 milyon liranın üzerinde yıllık ilave getiri oluştu. Ayrıca ilimizde organik tarım çalışmaları devam ediyor. En son DOKAP’la birlikte uyguladığımız bir proje ile organik tarım yapan üreticilere toplamda 400 ton gübre desteği sağladık. Şu an sayısı 2 binin üzerinde organik fındık yetiştiriciliği yapan üreticimiz mevcut.

-Bildiğimiz kadarıyla Ordu’da tarımın modernizasyonu, kırsalda gelir kaynaklarının çeşitlendirilmesi ve organik tarım üzerine DOKAP ile ortaklaşa pek çok proje geliştirdiniz. Bu projelerden kısaca bahsetmenizi rica edeceğiz.

-Evet, DOKAP ile oldukça uyumlu bir çalışma ortamı oluşturduk. Başta başkan Yusuf Mengi olmak üzere tüm DOKAP ekibine bir de sizler aracılığı ile teşekkür etmek isterim. Ordu’da modern tarım konusunda ufuk açıcı çalışmalar yaptık. 

-Kırsalın gelir kaynaklarının çeşitlendirilmesi için de ortak çalışmalarınız oldu…

-Bu kapsamda Akkuş, Gölköy, Gürgentepe ve Mesudiye ilçelerinde toplamda 83 dekarlık alanda fasulye bahçeleri kuruldu. Trabzon hurması, isabella üzümü, böğürtlen ve ahududu gibi ürün çeşitlilikleri geliştirdik ve bu yıl içinde ilk ürünleri almaya başlayacağız.

-Fındıktan sonra kivide de belirli bir noktaya gelindiğini gözlemliyoruz. Bu konuda neler söylemek istersiniz?

Kivide gerçekten çok güzel gelişmeler oluyor. Biz ürün çeşitlendirmeye uzun süre kafa yorduk. Üreticimiz, fındığın yanında gelirini çeşitlendirsin istiyoruz. Kivi üretimde üçüncü sıradayız. 2019’da çok güzel gelişmeler oldu. Coğrafi işaret tescili aldık. Türkiye’nin tek tescilli kivisi Ordu’da üretiliyor. Tabi bu pazar da bize çok ciddi avantajlar sağlıyor. 2019 yılı hasat zamanında kivi adeta dalında satıldı. Müthiş bir pazar oluştu ve çok iyi bir fiyattan gitti. Biz de bu kapsamda DOKAP ile yeni bir proje daha geliştirdik ve il genelinde 200 dekar yeni kivi bahçesi tesis etmiş durumdayız. Ve etmeye devam ediyoruz.

-Ayrıca organik üretimde de işbirlikleriniz oldu…

-Organik Havzalarda Organik Üretimin Geliştirilmesi Projesi kapsamında, 282’si fındık, 77’si fasulye ve 12’si ortak işletme olmak üzere 371 işletme için sertifikasyon alımı sağladık. 400 ton organik gübre dağıtımı gerçekleştirdik. Serbest sistem yumurta tavukçuluğu, mantar yetiştiriciliği ve solucan gübresi üretiminde de pek çok tesisin kuruluşuna öncülük ettik.

-Diğer yandan bal üreticiliğinin merkezi konumuna eriştik ama BALMER’de aradığımızı bulamadık? Son durumu sizden öğrenebilir miyiz?

Türkiye’de yıllık 107 bin ton bal üretimi var. Bunun 17 bin tonu Ordu ilinden karşılanıyor. Tabi balla ilgili olarak da ürün çeşitlendirmeye yönelik çalışmalar yürütüyoruz. Polen, propolis ve arı sütü. Büyükşehir Belediyesi ile ortak çalışmalar geliştiriyoruz. Bizler için bundan sonraki aşama balda markalaşmayı yaratmak olacak. BALMER’de şimdilerde bir takım sıkıntılar yaşanıyor olmakla birlikte bu sıkıntıları aşıp BALMER’in ülke arıcılığına kazandırılması lazım. Kalitenin yanı sıra ürün çeşitliliğinin artırılması ve markalaşma konusunda önemli bir katkı sağlayacak. İhracat için de önemli bir yer orası. Ayrıca bir AB projesi ile yapıldı. Bunu kullanamadık ama henüz geç değil. Bunu kullanıp ihracata ürün çıkarabiliriz. Şu an 5-6 bin ton civarında ihracatımız var. Yıllık 20-30 milyon liralık bir gelir sağlıyor. Ancak bu çok düşük bir rakam.  Bu rakamın artırılması ihracata dönük kaliteli üretim yapılması hedefimiz olmalı.

-İlgi alanınızda olan hayvancılık konusunda çok farklı destekleriniz var. Biraz da bu desteklerden bahseder misiniz?

-Bakanlığımızın bu alanda gerçekten çok ciddi destekleri var. DOKAP illerinde ahır-ağıl yapımına yüzde 50 hibe desteği var. Yüzde 20 hibe desteği vererek toplam 103 modern ahırı bu şehre kazandırdık. Canlı hayvan alımına 10 başa kadar yüzde 40 destek veriyoruz. Yeni doğan buzağıya küpesi ve aşısı yapılmışsa 450 ve 750 lira arasında destekleme ödemesi yapıyoruz. Koyun başı 25 lira anaç koyun desteğimiz var. Tabi bu destekler çiftçimiz tarafından kabul gördü ki hayvan mevcudumuzda ciddi artışlar oluştu.

-Çileği ile ünlü bir coğrafyadayız ama çilek üretiminde zaman zaman istenen verimlerin alınamadığını biliyoruz. Çilek yetiştiriciliğinde gelinen noktayı anlatır mısınız?

-Çilek son yıllarda önemli bir mesafe aldığımız bir konudur. Doğrusu, bir zamanlar 15 tona kadar düşmüştü ilimizdeki üretim. Şimdi bin 43 tona ulaştık. Yeni projelerle üretim alanlarını her geçen gün artırıyoruz. Gerek örtü altı gerekse açıkta çilek yetiştiriciliği konusunda ilimizde ciddi bir ilerleme var. Bu yıl ki hedefimiz bin 200 tonun üzerinde bir üretim gerçekleştirmek.

-Bir balık memleketiyiz ama geleneksel yöntemler dışında ihracata yönelik kafes balıkçılığını da önemsiyoruz.  Kafes balıkçılığı ve somon üretimi için neler söylersiniz?

-Özellikle ihracat amaçlı Türk somonuna gelen talep her geçen gün artmaya başladı. 2019 yılına baktığımızda bin 262 ton somon, bin 300 ton levrek üretimi vardı. Bu üretimler Altınordu ve Perşembe ilçemizdeki 5 ayrı tesisimizden gerçekleşti. Bu yılsonunda faaliyete geçecek iki işletmeyle toplam kapasite 4 bin 850 ton düzeyine ulaşacak. Bu yıl ihracata yönelik Türk somonuna talepte bir artış var. Rusya ve Japonya balıklarımıza en çok rağbet gösteren ülkeler oldu. Bunun üzerine kafes balıkçılığı yapan yetiştiricilerimiz ürün çeşitlerini somon lehine değiştirdiler. Şu an 2 bin 350 ton Türk somonu, 700 ton da levrek yetiştirilecek. Somonun şehrimize yıllık getirisi yaklaşık 60 milyon lira olacak. Buna levreği de eklediğimizde kafes balıkçılığından yaklaşık 80 milyon lira girdi sağlanacak.

-Kırsal kalkınmaya ciddi katkı sağlayacak olan Bolaman Projesi hakkındaki düşünceleriniz nedir?

-Öncelikle, 250 milyon liralık bu projeyi ilimize kazandıran herkese teşekkür ediyorum. Bölgenin kırsal kalkınmasına çok ciddi katkı sağlayacak olan bu projede tarımla ilgili kısımda kendimize düşen alanda projeler ürettik. Neler yapılabiliriz? diye günlerce konuştuk, değerlendirdik ve konuları ortaya koyduk. İlimiz ürün deseninde yer alan tüm ürünlerin çalışılacağı bir proje. Koyun yetiştiriciliğinden tutun da yetiştiricilerimizin barınma ihtiyacına kadar her hususun içinde yer aldığı fındık bahçelerimizde, teraslamalarımızın söz konusu olacağı bir proje. Yeni kivi bahçeleri de olacak. Örtü altı seracılığı geliştireceğiz. Büyükbaş hayvancılık, tavukçuluk, koyunculuk bütün bunlar proje içerisinde yer alıyor.

-Dijitalleşen günümüzde eminiz ki tarım pazarı da payına düşeni alıyordur? Bu konuda gelinen noktayı sizin ağzınızdan dinlemek isteriz…

Dijital tarım pazarı Ticaret ve Hazine Bakanlıklarının işbirliği ile hazırlanan bu proje ile üretici ile alıcı aynı platformda buluşturuldu. Üretici ürünleri bu sisteme tanımlıyor. Karşıdaki alıcı da diyor ki; “bu ürünü istiyorum.” Hemen aralarında sözleşmeli tarım model oluyor. Sistem onu sözleşmeye çeviriyor. Aralarında sözleşme imzalanıyor. Bu durumda üretici daha ürünü hasat etmeden kaç liradan satacağını öğreniyor alıcı da kaçtan alacağını biliyor. Böylelikle pazar sorunu da ortadan kalkıyor. Bu yöntem fiyatlara getirdiği istikrarla da üretici ve tüketiciyi mutlu edecek bir sistem. Ticaret yapabilme ehliyetine sahip olanlar, belgesi olanlar ve Çiftçi Kayıt Sistemi’nde kayıtlı olan üreticiler buradan işlem yapabiliyorlar. İlerleyen dönemlerde bu platformda gübre satan da girdi ihtiyacı olan da buluşacak. Ziraat Bankası da sertifikalı stratejik ürün üretenlere de buradan kredi sağlamak suretiyle ilerleyen dönemde sistemin içine girmiş olacak. Şu anda yaş sebze meyve üretiminin yüzde 10’unun satışının bu platform üzerinden yapılması hedefleniyor. Aracılar devre dışı kalacağı için küçük üreticilerin büyük kazançları olacak.

-Teşekkür ediyoruz...

Bu Haberlerede Göz Attınızmı ?