AMASYA “BÜYÜK VE NİTELİKLİ YATIRIMCI” İSTİYOR

Karadeniz Sohbetleri’nde bu hafta, tanınmış yerel firmaları olan Amasya’ya yatırım yapmak için gelen firmaların büyük ölçekli olmasını isteyen Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Murat Kırlangıç ile kent ekonomisi üzerine bir sohbet gerçekleştirdik.

 AMASYA “BÜYÜK VE NİTELİKLİ YATIRIMCI” İSTİYOR

Murat Gürsoy ile Karadeniz Sohbetleri’nde bu hafta, Amasya’dayız. Tanınmış yerel firmaları olan Amasya’ya yatırım yapmak için gelen firmaların büyük ölçekli olmasını isteyen Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Murat Kırlangıç ile kent ekonomisi üzerine bir sohbet gerçekleştirdik.

 

-Amasya ekonomisini ana hatları ile anlatmanızı rica ederek sohbetimize başlamak istedik. Kent ekonomisinde öncelikli sektörler nelerdir?

Lokomotif sektörler tarım ve turizm ağırlıklı olmakla birlikte, belki size ilginç gelecektir turizmin payı giderek artmaya başlamıştır Amasya’da. Bu gelişimde en büyük etken dünyada kimliğini koruyan nadir kentlerden biri olmasıdır. 

 

-Verimli topraklara sahip bir kent olan Amasya’da tarım ve hayvancılığın yeri hakkında neler söylersiniz?

Bu topraklarda tarımla uğraşanlardan en büyük beklentimiz nitelikli ürün üretimi konusunda daha istekli olmalarıdır. Bu coğrafyada yetişen kiraz, soğan, bamya, şeftali ve elmanın daha nitelikli koşullarda üretiminin yapılması gerekmektedir. Amasya bir hayvancılık şehridir aynı zamanda. Buradaki hayvancılığın Türkiye ortalamasındaki payı yüzde 2’dir.

 

-Peki; Amasya’nın bir sanayi kenti kimliği var mıdır?

Son yıllarda sanayi girdilerinde önemli bir artış var. Ankara-Samsun ana hattı olan Karadeniz Yolu üzerinde bulunması nedeniyle Merzifon Organize Sanayi Bölgesi’ni bir hayli şanslı görmekteyim. Suluova ve Amasya Organize Sanayi Bölgeleri’de kendi içinde oldukça başarılı bir ticari hacme sahiptir. Amasya merkez dışında OSB kamulaştırmalarında sorunumuz yok. Merzifon sanayide iyi bir yerdedir.

 

-Hayvancılıkta Suluova ilçesinin ayrı bir yeri var sanırım.

Suluova tarımda ve hayvancılıkta çok iyi bir yerdedir. Suluova’da hayvancılığın yüzde bir buçukluk kısmı gerçekleşiyor. Kars ve Erzurum gibi Suluova’da da gelişmiş bir hayvancılık kültürü vardır. Hemen herkesin evinin yanında bir ahır var.

 

-Gördüğümüz kadarıyla kapalı bir ekonomik yapı var Amasya’da. Ekonomik krizden etkilenmeme noktasında bu bir şans mıdır?

Özellikle 2017’den sonraki süreçten henüz etkilenmedik. Sizin de belirttiğiniz gibi, bunda en önemli etken kapalı bir ekonomiye sahip olmamızdır. Yeni yeni etkileniyoruz. İthalatımızın yok denecek kadar az olması ve ihracatımızın da 200 milyon dolar civarında nitelikli ihracat olmasından kaynaklı bir durum bu. O nedenle yani kapalı bir ekonomiye sahip olduğumuz için krizi henüz karşılayacağız. İnşallah tünelin sonunda ışık görünecek ve kriz atlatılacak. Genel olarak baktığımızda ise; 2013 yılından bu yana ülkede bir takım krizler yaşandı. Kendi iç dinamiklerimizden değil bazen dünyadaki kaostan da etkileniyoruz. Aslında Çin’den İtalya’ya kadar olan alandaki en büyük üretim üssüyüz. Üretip dışarıya daha kaliteli ürün sattıkça krizden daha çabuk çıkacağımızı düşünüyorum.

 

Krizler ve daralma yaşanan ekonomilerde tarım çıkış olarak görünür. Bu konuda siz de şanslı illerden birisiniz? Amasya, yeniden daha fazla üretmeye ve ürettiğini satmaya başlamalı mı?

Ciddi daralmanın yaşandığı bu ortamda elbette tarım çıkış noktamız olacak. Tarım üretimi ile krizi aşacağız. Soğan, patates ve yeşil sebzedeki artışı gördük ki tarım üretimi vazgeçilmezimiz olmalı. Soğanı da hiç kimse yabana atmasın ama 8-10 liraya satılan dönemde depo çıkışımız iki buçuk lira idi. Ama buna rağmen üreticimizin iyi para kazandığını söyleyebilirim. Türkiye’nin yüz ölçümünde yüzde birin altında toprağa sahip olmakla birlikte, tarım üretimimizde çok önemli girdilere sahibiz. Soğanın yüzde 16’sı bu topraklarda yetişiyor. Kiraz üretiminde yüzde 8’lik bir paya sahibiz. Amasya elması bir marka. Marka bizde ama parayı Niğdeliler kazanıyor. Kirazımız elmadan daha ünlüdür. Bu ürünlerde kazanımlarımızı artırabiliriz. Doğrudur zaman içinde kırsal nüfusta yüzde 30 azalma gerçekleşti ama eğer tarımın kurtarıcı gücünü kullanacaksak nitelikli ürün üretmedikten sonra bunun içinden çıkamayız. O nedenle bence tarım nüfusunun niceliğine değil niteliğine bakmak gerekiyor.

 

-Amasya elması dışında coğrafi işaretli ürünleriniz var mı?

-Evet, pek çok kimse bizi Amasya elması ile tanıyor ama Amasya bej mermer ve bamya da diğer coğrafi işaretli ürünlerimizdir. Ayrıca Selçuklu ve Osmanlı’ya insan yetiştirmiş şehzadeler şehridir Amasya. O ağırlığı bugün de yaşayan insanların üzerinde hala hissedebilirsiniz. Belki ekonomik anlamda girişimci sayımız az, gayri safi milli hâsıla içindeki payımız istediğimiz ölçekte değil ama üretim ve üretkenliği ile bir noktaya gelmiş konumdadır Amasya.

 

-O yüzden mi yatırımcı çağırmamakta ısrar ediyorsunuz?

Bizim Organize Sanayi Bölgelerimiz tamamen dolu. Yatırımcıya açığız elbette ama her il kendi yatırımcısını kendi yaratmalı. Çağıracağınız yatırımcı gelecekse benden büyük olmalı. Ünlü bir hamburger markasının ürünleri burada üretiliyor. 100 milyon dolarlık bir firmadan bahsediyorum. İşte o ölçekte firmalar gelirse Amasya ekonomisi için iyi olur. Bir başka örnek de ünlü bir ayakkabı markasının yapacağı ve yakın zamanda duyuracağı yatırım planı mesela. Amasya’da veya Suluova’da olacak. 1000 kişilik bir istihdamla geliyorlar. İşte bu tür imalatçılara kapımız ardına kadar açık. Bizim Bakraç süt ürünleri, Kozlu Yumurta, Kozlu Un, Amasya Un gibi ülke çapında saygınlığı ve tanınırlığı olan yerel firmalarımız var. Biz onların ayarında nitelikli ve büyük yatırımcı istiyoruz.

 

-Turizm sektöründe yeni yatırım beklentileriniz nedir?

31 Mart yerel seçimlerinde belediye başkanı olarak seçilen Mehmet Sarı’nın bu anlamda sözleri oldu. 600 yataklı bir otel ve teleferik projeleri var kısa zamanda hayata geçmesini beklediğimiz. Son yıllarda kültür turizminde bir gelişim kaydettik.  İstanbul ve Mardin ile yarışır hale gelmekten mutluluk duyuyoruz. Kale surları üzerine yapılmış mimari olan Osmanlı evlerinin dünyada örneği yok. Şehrin ortasından akan nehir, turizm ekonomisine katkı sağlıyor. Olağanüstü güzellikte ışıklandırılan nehrin üzerinde saltanat kayıkları ile seferler düzenleniyor. Bunlar ilgi çekiyor. Yıllık ortalama turist sayımız 700 bin, 340 bin kişi de konaklama yapıyor. Amasya’ya otel açıldıkça bu sayı daha da artacak. Hedefimiz 1 milyon turist. Bu bir psikolojik hedeftir. Urfa ve İzmir ile kıyasladığımızda iç turizmden pay alma anlamında daha iddialı bir yerdeyiz.

 

“Ulusun bağımsızlığını ancak ulusun azim ve kararı kurtaracaktır”

Amasya, Osmanlı İmparatorluğu tarihinde önemli olan bir antlaşmaya da tarihi mekân olmuştur. 1555 yılı nisan ayı sonunda yapılmış olan ve tarihte Amasya Antlaşması olarak bilinen bu antlaşma İran-Safevî Hanedanı ile yapılmış ilk ve önemli antlaşmalardan biridir. Bu sırada Kanunî Sultan Süleyman, Amasya’da ikamet etmektedir. Osmanlı tarihine yön veren birçok şehzadenin, Amasya’da yetişerek görev yapmış olması nedeniyle de Amasya Osmanlı tarihinde “şehzadeler şehri” olarak ün yapmıştır. Bu şehzadeler arasında; Çelebi Sultan Mehmet, II. Murat, Fatih Sultan Mehmet ve II. Bayezid gibi sonradan padişah olmuş olanlar da vardır.

Antik dönemden günümüze hep ön planda bir kent olarak bilinen Amasya, Ulusal Kurtuluş Savaşı’mızda kurtuluş mücadelesinin önemli bir ilkesi olan “Ulusun bağımsızlığını ancak ulusun azim ve kararı kurtaracaktır!” kararının alındığı merkez olması açısından da tarihi bir görev üstlenmiştir.

 

Bu Haberlerede Göz Attınızmı ?