FATSO coronavirüs öneri ve talepleri genel başkanlığa sundu

 FATSO coronavirüs öneri ve talepleri genel başkanlığa sundu

FATSO Yönetim Kurulu Başkanı Karataş, coronavirüs salgınının Türkiye’de görülmeye başlamasıyla artırılan tedbirler nedeniyle iş dünyasının yaşadığı dar boğaz ve sıkıntılara ilişkin üyelerinden topladığı öneri ve talepleri genel başkanlığa sundu.

Coronavirüs (Kovid-19) salgınının Türkiye’de görülmeye başlamasıyla artırılan tedbirler nedeniyle iş dünyasının yaşadığı dar boğaz ve sıkıntılara ilişkin son 24 saattir tüm üyelerden web sitesi, e-posta, telefon vasıtasıyla taleplerini ve önerilerini topladıklarını ifade eden Fatsa Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Tayfun Karataş, ‘’Ankara’da TOBB Merkezi’nde Raportörü olduğu Hesapları İnceleme Komisyon toplantısının ardından üyelerimizden topladığımız bu talepleri ve geliştirdiğimiz çözüm önerilerini detaylı bir raporla birlikte genel başkanlığımıza sunduk’’ dedi.

Sunulan rapora göre;

  • Türkiye’de ilk coronavirüs vakasına rastlanmasının ardından, yaklaşık bir hafta içinde hastalığın yaygınlaşmasının önlenmesine yönelik girişimler öne çıktı. Böylece Virüs Vatandaş sağlığının yanında Ekonomiyi de olumsuz etkilemeye başladı. Cronavirüs haberleri insanlarda bir tedirginlik yarattı. Marketlerde temizlik maddeleri, maskeler, kolonya vb. ürünler ve kuru gıda madde satışları arttı, bu da fiyatları yukarı yönde tetikledi.
     
  • Her geçen gün paniğin artması, rafların boşalma seviyesine gelmesi, dövizin ve borsanın yanı sıra petrol fiyatlarındaki dalgalanma ekonomiyi olumsuz etkilemeye başladı. Gelecek iki – üç ay içinde de Ticari hayatta yaşanacak, çek-senet, borç-alacak, kira ödemeleri, SGK pirim borçları, İşçi Ücretleri, Gelir Vergisi ve Kurumlar Vergisi ödemelerinde, ticari taahhütler vb. konularda sıkıntılar yaşanacağı bir öngörü olarak ortaya çıkmaktadır.
     
  • Bu süreçte coronavirüs vakası gözlemlenen Ülkemizde ve Dünya ‘ da Seyahatlerin, organizasyonların, toplantıların veya kalabalık yerlerde bulunmama nedeniyle ister istemez bir ticari hayata etkileri olumsuz olarak etkilediği gözlemlenmektedir.
     
  • Öncelikli olarak turizm sektöründe yaşanılan iptaller nedeniyle, rezervasyonlar iptal edilmeye başlanılmıştır. Bu durumda oteller, tur operatörleri ve uçak şirketlerinde ciddi anlamda müşteri kaybı ve zararı oluşacak bunu nasıl telafi edileceği ise uygulamanın mücbir sebep olması halinde farklı değerlendirilecek olup, olmaması halinde uluslararası ihtilafların yaşanılması kaçınılmaz olacaktır.
     
  • Aynı şekilde 2020 yılı için planlanmış mevcut organizasyonlar virüs nedeniyle iptal oluyor. Zirve ve bir Çok Katılımlı Toplantılar için yapılmış olan tüm hazırlıklar boşa gitmiş oldu tabi bunun sonucunda otellerden başlayarak tüm tedarikçiler olumsuz olarak etkilenmeye başladılar. Bu gibi iptallerin çözümü ise yine mücbir sebep veya hukuki ihtilaf olarak görülmektedir.
  • Yurt dışına yapılan ithalat veya ihracat işlemleri nedeniyle sıkıntılar yaşanabilecektir. Bu gün birçok ürün başta Çin olmak üzere Avrupa Birliği Ülkelerinden ithal edilerek karşılanmaktadır. Bu ithalat işlemleri genellikle firmaların karşılıklı taahhütlerinin yer aldığı akreditif uygulamaları ile gerçekleşmektedir.
  • Avrupa Kıtasında ve Çin’de veya diğer ülkelerde var olan karantina veya işyerlerinin tatil edilmesi sonucu ithal edilen ürünün akreditif süresi içinde yerine getirilmemesi gündeme gelmiştir. Bu durumda akreditif hükümleri karşılıklı olarak anlaşma yolu ile tadil edilmez ise, tazminatların ödenmesi Uluslararası Hukuk Sisteminde iş yoğunluğuna yol açacaktır.
  • Aynı şekilde en çok İhracat yapılan Avrupa Birliği ‘ ne ihracat uygulamaları içinde bu durum geçerli olacaktır. İlgili ülkede veya bizde var olan virüsün yarattığı iş yapamama hali olumsuz olarak ticarete yansıyacaktır.
     
  • Birde bu ithalat veya ihracat olaylarının dolaylı yansımaları iç piyasalara çok rahat yansıyabilecektir. Şöyle ki ithal ettiği ürünü hangi tarihte ülkede olacağını bilen kişi veya kurumlar bu ürünün satışını yapmış bu konuda resmî veya özel kurumlara taahhütler vermiş olabilir. Hatta bu işlemler için Üyelerimiz Bankalardan Kredi ( Eximbank kredisi – Sevk Öncesi İhracat Kredisi v.b.) kullanmış, teminat mektupları almış veya Çek - Senet ve Gayrimenkul İpotekleri vermiş olabilir.

 

  • Tabii yurt dışından ürünün gelmemesi veya geç gelmesi nedeniyle ilgili kişi veya kurum bu taahhütlerini yerine getiremeyeceği için temerrüde düşecektir.
     
  • Dolayısıyla karantina süresince ödenmeyen Çek ve Senetler olabileceği gibi, yerine getirilmeyen taahhütlerde olacaktır. Bu durumda Bankaların Bu dönem ( Mart – Ağustos 2020 ) içinde Yasal Takibe geçmemeleri sağlanmalıdır. Kullanılan krediler donuk hale getirilerek, Salgın hastalığın seyrine göre T.C. Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Bankalar Birliğince belirlenecek olan tarihte yeniden yapılandırılarak ödeme de kolaylık sağlanmalıdır.
     
  • Yine aynı şekilde kalabalık mekânları çalıştıran ve/veya T.C. İçişleri Bakanlığınca kapalı kalması yönünde karar alınan işyerlerini çalıştıran Tacir veya Şirketlerin gelirleri ister istemez düşecektir. Gelirlerinin düşmesi ise bu işletmelerin gelir düşüklüğünü bir şekilde tedarikçilere ve her şeyden öncede mülk sahiplerine yansıyacaktır. Çünkü bu tür yerleri çalıştıranların tepkisel olarak ilk yapacakları şey işyerlerinin kira giderlerini azaltmak için ya bu salgın hastalık ortadan kalkana kadar kirasız dönem talep etmek ve/ veya kira indirimi istemek olacaktır.
     
  • Bu karantina süresince satışların ve tahsilatların yavaşlaması nedeniyle zincirleme bir nakit darlığının doğması kaçınılmaz bir hal alacaktır.
     
  • Böyle bir durumda şirketlerin birbirlerine olan borçlarını ödeyememeleri söz konusu olabileceği gibi Devlete ödenmesi gereken vergilerin de ödenmemesi söz konusu olabilecektir. Öte yandan korona virüs nedeniyle ortaya çıkan salgın nedeniyle vergi mükelleflerinin vergilendirmeye ilişkin beyan ve ödeme yükümlülüklerini yerine getirememesi söz konusu olabilir. Salgın hastalık, Vergi Usul Kanunu kapsamında mücbir sebep olarak tanımlanıyor. Bu durumda Gelir İdaresi Başkanlığı hastalıktan etkilenen bölge, sektör veya mükellef grupları için mücbir sebep hali ilan ederek beyanname verme ve vergi ödeme gibi vergi ödevlerine ilişkin olarak bu salgın ortadan kalkıncaya kadar sürelerin işlemeyeceği ve tarh zaman aşımı süresinin de işlemeyen süre kadar uzatabilir. Ayrıca mücbir sebep halinin olması ya da tevsik ve ispatı halinde vergi cezası kesilmemektedir.
     
  • Salgın nedeniyle alacaklarını tahsil etmede zorluk yaşayan şirketlerin, alacaklarına karşılık ayırmak suretiyle kazançlarından düşebilmeleri için dava veya icra yoluna başvurmaları gerekiyor. Bu nedenle Belirlenecek bir süre içinde Dava ve İcra Masraflarında önemli indirim düzenlemeleri yapılmalıdır.
  • 2020 yılında geçici vergi beyanlarını mücbir sebep nedeniyle ertelenmesini, Maliye ve Hazine Bakanlığı’nın KDV’de de beyanları zamanında alsa da ödeme dönemlerini üç dönem ötelemesinin uygun olacağını kanaatindeyiz. Keza yapılandırılmış vergi borcu olan mükelleflerin yapılandırmalarının bozulmaması için iki ayda bir ödeme şeklindeki sürecin yasal değişiklikle üç ayda bir olarak değiştirilmesi de piyasayı rahatlatacaktır.
     
  • İçinde bulunduğumuz Mart ve Nisan 2020 dönemi gerek Gelir Vergisi ve Kurumlar Vergisi Beyannamelerinin verilme ve ödeme sürelerini de içinde barındırmaktadır. Bu nedenle Maliye ve Hazine Bakanlığınca Gelir ve Kurumlar Vergisi Beyannamelerinin kabulü yasal süresinde yine alınmalı, Ancak Vergi Ödeme zamanları Mart ayı olan vadenin Haziran Ayına, Nisan ayı olan vadenin de Temmuz Ayına ötelenmesi sağlanmalıdır.
  • Sosyal Güvenlik Kurumlarına İşçi ve İşverene yönelik ödenecek olan SGK Primleri ile Bağ- Kur Primleri Mart ayı dönemi içinde son ödeme günü olan Prim Ödemelerinin Haziran ayı sonuna ötelenmesi sağlanmalıdır.


 

 


Bu Haberlerede Göz Attınızmı ?