Özcan GÜRSOY

Yerli Otomobil İçin Karadeniz’den Babayiğitler Aranıyor
yazar anasayfası
Özcan GÜRSOY ozcan@karadenizekonomi.com
Yerli Otomobil İçin Karadeniz’den Babayiğitler Aranıyor

Türkiye’nin 1961 yılındaki başarısız “DEVRİM”  deneyiminden 60 yıl sonra yerli otomobilde nihayet en önemli eşik  aşıldı ve yerli ve milli otomobilimizin prototipinin yani  tıpkı modellerinin tanıtımı yapıldı. Dünyada hemen hemen otomobil modelleri belirlemede merkez olan İtalya’da Türk mühendis ve teknisyenlerimizin uzun çalışmalarıneticesinde beş adet prototip belirlendi. İlk olarak SUV modelin üretimi yapılacak. Genel kanı milletimizin tanıtılan modelleri sevdiği şeklinde. Yerli otomobilimizin fabrikası,  halen Türkiye’nin otomobil üretiminin merkezi olan Bursa, Kocaeli, İstanbul üçgeninin merkezinde Gemlik’te olacak. Türkiye’nin bütün bölgeleri bu fabrikayı çok istediler, bunun için yoğun kulisler yaptılar. Bilmiyorum Karadeniz Bölgesi ticaret  ve sanayi odaları da uğraştı mı ama sonuçta, ihracat ve pazara ulaşılabilirlik, yedek parça ve tedarikçilere yakınlık ile yan sanayi  merkezi olması hasebiyle fabrika için en uygun yerin seçildiğini söyleyebiliriz. Plan ve programa göre bu yıl arazi üzerinde fabrika kurma çalışmaları yapılacak ve gelecek yıl makine ve ekipman yerleşiminden sonra seri üretime geçilerek en geç iki yıl sonra yollarda yerli otomobilimizi görmüş olacağız. Anadolu Grubu, BMC, Türkcell, Zorlu Grup ve Kıraça Holding gibi ülkemizin beşbüyük ekonomi devi babayiğitliklerini gösterip bu taşın altına ellerini koydular. Arkalarında güçlü bir siyasiirade ve kamu desteği de oluncada üretim yolundaki en önemli viraj aşılmış oldu. Asıl önemli ve zorlu virajlar bir bakıma bundan sonra diyebiliriz.

Türkiye esas olarak otomotiv üretiminde önemli bir yerde. En önemli ihracat kalemimiz otomotiv. Dünyanın en büyük markalarını kendi mühendis ve teknisyenlerimizle, yüzde 80’lere varan yerli parçalarla üretiyoruz zaten. Örnek vermek gerekirse, Amerika’nın en önemli bir markasını Gölcük’te üreterek o aracın marka sahibi olan Amerika’ya ihraç bile ettik. Yani tabiri caizse tereciye tere sattık bir bakıma. Ama aracın markası bize ait değildi, fikri ve sınai hakları Amerika’nındı.  Altyapımız ve insan gücümüz uygun olunca marka adı ve mülkiyet hakkı bize ait olan aracı da biz yapabiliriz sonuçta.  Ancak buradaki esas sorun aracın yapılmasında değil pazarlama ve satışında.

1961’de kendi aracımız olan DEVRİM’i yaptığımızda kökü dışarda lobilerin temsilcisi olan bir muhalif gazete ve yazar , “bizim otomobil yapmak neyimize, acilihtiyacımız olan ikibira fabrikası kuralım daha iyi” diye yazıp milli otomobilimize içerden  engellemeler yaparken , yabancı araç ithalatçıları da çoktan engelleme lobilerine başlamışlardı bile. Bu defa bu zor gözüküyor. Arkasında güçlü bir siyasi irade var ve bu alanda rekabet had safhada.

Elektrikli araçlar dünya piyasasına yeni çıkmakta ve bu pazar bakir. Pazara güçlü , eksiksiz ve çok iyi bir pazarlama stratejisiyle girmeliyiz. Dünya otomotiv üreticileri Türkiye’nin bu girişiminden sonra plan ve programlarını öne alarak çalışmalara başladılar bile. Bupazar  kurtlar sofrası olacak. Öncelikle aracın yurt içinde kuvvetli bir satış ve satış sonrası yani servis ağının kurulması gerekmekte.  81 ilimizde en az 100’den fazla bayi bulunmalı ve bu bayiler şimdiden  yertesbitve  sermaye ayırma çalışmalarına başlamalı. Yani otomobil girişim grubu beş babayiğitten sonra,  şimdide illerimizde bayi teşkilatı kuracak bölgesel babayiğitler ortaya çıkmalı.

Otomotiv sektörü son zamanlarda karlılık olarak sıkıntılar yaşamakta, personel azaltarak maliyetleri kısmaya çalışmaktalar. Ordu ilimizde bundan birkaçyılönce dünyanın sayılı markalarından bir otomobilin bayisi kapanınca, firma iki yıl yeni bir bayi bulamadı. Karlı bir yatırım olmadığı için kimse dünyanın en büyük markası olsa bile bayilik alma riskine girmek istememektedir. Bir bayilik açmak, satış ve satış sonrası ekipman ve malzemeleriyle donatıp satış ve servise hazır hale getirmek 2 milyon doların üzerinde maliyeti olan bir yatırım. Belki de daha fazla. Bu noktada illerde girişimcileri bir araya getirmeli, bu noktada devlet desteği ve teşvik sistemi de elbette devreye girmelidir.

Alıcı öncelikle bir aracıalırken bulunduğu ilde satış ve servis ağının olup olmamasına bakar. Yoksa temkinli yaklaşır. O nedenle yerli aracın üretimi kadar tüm ülke çapında ve her ilde bayiliklerin bulunması daönemlidir.  Bu noktada Karadeniz Bölgesinin babayiğit bayilerinin de şimdiden kolları sıvamaları gerekmekte.  Ordu, Giresun, Trabzon, Samsun, Rize gibi illerde bayilikleri kimler alacak, hangi babayiğitler bu taşın altına ellerini koyacaklar. Ordu-Giresun ve Trabzon-Rize gibi yakın iller bayilik verilmesi aşamasında bir tutulabilirler. Ancak güçlü bir satış ve pazarlama için unutmamak gerekir ki her ilde, hatta bazen  Ünye,  Fatsa gibi büyük ilçelerde bile satış veya servis ağlarının olması önem arzetmektedir. Üstelik yapılacak olan aracın klasik otomobil anlayışından ziyade yürüyen bir bilgisayar olarak adlandırılan akıllı araçlar olacağı düşünüldüğünde özellikle satış sonrası teşkilatını da buna göre oluşturmak gerekecektir.

Haydi Karadeniz’in babayiğitleri, yerli otomobilin bölgemizdeki temsilcileri olarak taşın altına eli koyma zamanı. Gerekirse bir araya gelerek bu işi düşünmeye ve çalışmaya şimdiden başlayın.  Unutmayın, bu pazar yeni ve otomotivde gelecek ise elektrikli araçların.

 

 

Tarih : 19 Ocak 2020 Pazar 20:47:12
yerli otomobil
Bunlarada Bakmak İstermisiniz ?
Yorumlar
bu yazıya henüz yorum yapılmamıştır.

Takip'te Kalın Güncel Haberler İçin Abone Olun

Bültenimize Abone Olarak Güncel Haber ve Yeniliklerden Haberdar Olabilirsiniz.