Kapat

Ortadoğu sınavımız

Bütün Yazıları Okumak İçin Tıklayın
 Ortadoğu sınavımız

Murat GÜRSOY

Karadeniz Ekonomi Gazetesi olarak geçen hafta Anadolu iş dünyasının 2020 yılından çok umutlu olduğunu ancak burada tek istisnanın Orta Doğu’da yaşanması olası sıcak gelişmelerin olduğunu ve böylesi bir gelişmenin iş insanlarını tedirgin ettiğini yazmıştık. Ne yazık ki dış politikada ülke olarak çok zor bir sınavdan geçiyoruz. Şehitlerimiz oldu… Olmaya da devam ediyor… Öncelikle şehitlerimiz için baş sağlığı dilemek istiyorum. Onlarca eve ateş düştü. “Helva evinizde pişmiyorsa kokusu size hoş gelir” sözü aklıma geldi. Bilin ki artık ateş hepimizin ocağına düştü. Orta Doğu’da çok önemli bir sınav veriyoruz. O nedenle özellikle bu dönemde her açıdan birlik ve beraberliğe ihtiyacımız var.  Nasıl ki deprem kuşağında yaşayan bir ülke olarak depremle yaşamayı öğrenmemiz gerekiyorsa Orta Doğu gerçeğini de görmek zorundayız. Şimdi Orta Doğu’da sağduyulu hareket ederek ülke menfaatlerimizi de gözetmek zorundayız.

YDS SINAVLARI VE ODU REKTÖRÜ

YDS Sınavı için Ordu ve Giresun’dan başka illere sınava girmek için perişanlık yaşayan bölge insanının sesini rektör hocamıza bizzat iletmiş biri olarak diğer üniversitelerin Ordu ve Giresun Üniversitesi’nden hiçbir üstünlüğü olmadığını rahatlıkla söyleyebilirim. Rektör hoca da konuyla ilgileneceğini söylemişti. Ancak aradan uzun zaman geçmesine rağmen hiçbir açıklama ve gelişme olmadı. Sayın rektör gündeme en son 10 Ocak Gazeteciler Günü’nde “şaka ile karışık” espri ile karışık yaptığı açıklama ile gelmişti. Oysa kendisinden bir çok farklı beklenti var, Bunlardan bir tanesi de YDS sınavlarının Ordu Üniversitesi’nde yapılması…. Kendi elinde olmayan sebepler elbette vardır. Ancak ne kadar uğraş verdiğini kamuoyuna açıklarsa hep beraber öğrenmiş olacağız. Bildiğimiz o ki: Yabancı Dil Bilgisi Seviye Tespit Sınavı (YDS), Yükseköğretim Kurulu'nun (YÖK) talimatıyla Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) tarafından gerçekleştirilen merkezi bir dil sınavıdır. Dolayısıyla enerjimizi bu işlere harcarsak daha verimli bir tablo çıkacaktır.

TMO FINDIĞI HER FİRMAYA AYNI ŞARTLARLA SATMALIDIR.

Milletvekili Cemal Öztürk’ün “TMO’nun FKB’ye Fındık Vermesine Olumlu Bakıyorum” şeklindeki demeci basında yer aldı. Hatırlarsanız geçen yıllarda da TMO’nun FKB’ye fındık vermesi sağlanmıştı. Tabi FKB bu fındıkların ne kadarını aldı, ne kadarını işledi, ne kadarını iç piyasaya sattı, ne kadarını ihraç etti; bu konularda bilgi sahibi değiliz! FKB şeffaflık gereği bunları açıklasa da kamuoyunu bilgilendirse keşke… Böylece sayın milletvekilinin sözkonusu satışa olumlu bakmasına neden olan başarıları bizler de görme şansına kavuşmuş oluruz.

Öte yandan madalyonun bir de diğer yüzü var. Aslında TMO depolarında bekleyen fındığın ihracata kanalize edilmesinin öncelikli olması tartışma götürmeyecek bir gerçektir. Dolayısıyla günümüz şartlarında ihracat taleplerini karşılayacak fındık arzı da olmadığı göz önünde bulundurulursa, sektör içerisindeki herhangi bir aktörden farkı olmayan FKB değil malın ihracı ön planda tutulmalı ve kooperatif olması FKB’ye ayrıcalık getirmemelidir. TMO fındığı hangi şartlarla satacaksa, FKB de diğer firmalarla eşit olarak ihaleye girip fındık almalıdır. Aksi, yani diğer fındık ihracatçısı ve sanayicilerden daha iyi şartlarla FKB’ye fındık verilmesi, her anlamda haksız rekabet yaratmak anlamına gelmektedir. Halbuki, FKB kayrılmamalı, hem kendi ürettiği ürünler hem de hammadde olarak ürünlerinde fındık kullanan (çikolata, gofret gibi) yerli sanayicilerimizin avantajlı tedarikçisi olma şansı sunularak, sektördeki diğer tüm şirketlere karşı haksız rekabet objesi haline gelmesine izin verilmemeli, diğer şirketlerin göreceği zarar göz önünde bulundurulmalıdır. Kaldı ki kooperatif olmasını pozitif bir ayrımcılık nedeni olarak kullanmak isteyen FKB ve destekçileri, FKB’nin üyelerine hangi faydaları sağlayabildiklerini açıklamalı ve 250 bin üyesi varken neden üyelerinin kooperatiflerine yeterince ürün vermedikleri (!) ve devletin elindeki fındığa muhtaç kaldıkları konusunda kamuoyunu bilgilendirmelilerdir.

Not:

Sayın milletvekili Cemal Öztürk, geçmişte FKB genel müdürlüğü yapmış bir isim. Eğer FKB’nin üretici bir kurum olduğuna ve desteklenmesi gerektiğine inanıyorsa neden devlet müdahale alımları FKB’ye değil TMO’ya yaptırıyor. Sayın vekilin yapmış olduğu açıklama hükümet politikalarıyla tamamen çelişmektedir. Öztürk’ün bu konuda da bir açıklama yapması gerekmektedir.

 

 

Bu Haberlerede Göz Attınızmı ?