“İşletme Körlüğü”

Bütün Yazıları Okumak İçin Tıklayın
 “İşletme Körlüğü”

Taşkın KILIÇ

İşletme körlüğü kavramı; “iç ve dış çevrede normal koşullarda algılanabilen; risk, fırsat, tehdit, problem ve değişimlerin; kanıksama, uyum sağlama, rutinlik, bir alana odaklanma gibi unsurlar ile bireysel ve kültür, liderlik türü, sektör yapısı vb. faktörlerin etkisi ile algılanamaması durumu” olarak tanımlanmaktadır.  Örneğin, hastaneye ilk kez giden birisi bina içerisinde, ilaç ve tıbbî atık kokularını algılar.  Fakat hastanede yıllarca görev yapan sağlık çalışanları bu kokuya karşı duyarsızlaştıkları için zamanla algılamamaya başlarlar. Nasıl ki, uzun süre aynı uyarana maruz kalan sağlık çalışanları bu kokuyu kanıksayıp algılayamıyorlarsa; işletme yöneticileri ve çalışanlar da birçok etkenden dolayı (rutinlik, kanıksama, işletme yapısı vs.) zamanla çevrelerine karşı duyarsızlaşarak sorunları, fırsatları, geleceği ve çevrelerindeki değişimleri algılayamazlar.  “Körlük” biyolojik olarak insana özgü bir sağlık sorunu olarak tıp literatüründe uzun yıllardır incelenmektedir. Yönetim alanından bazı bilim insanları (Catino; 2013; Seymen ve diğ. 2016; Kartal, 2018) insana özgü bu sorunun işletme düzeyinde var olup olmadığını araştırmışlardır. Araştırma sonucunda; işletmeler çevreyle etkileşim halinde oldukları ve insanlar tarafından yönetildikleri için insanlara benzer şekilde körelebileceklerini tespit etmişlerdir. Konuyla ilgili olarak yapılan çalışmalarda işletme körlüğü nedenleri şu şekilde sınıflandırılmıştır:

1. Bireysel Etkenler: Bu boyut,  bireylerin demografik durumları  (eğitim, yaş, iş deneyimi vb.)  kişilik türleri ve sosyo-psikolojik durumları ile ilgilidir. Örneğin, sürekli eğitim alan, okuyan,  güncel bilgileri araştıran ve öğrenmeye açık bireyler, bunu yapmayanlara göre işletme körlüğüne daha az maruz kalacaklardır. 2. İşletme Yapısı: Bu boyut, işletmenin sahip olduğu kültür (Güç mesafesi düşük veya yüksek, yenilikçi vb.),  işletmenin öğrenme düzeyi, liderlik modeli (otokratik vb.),  hiyerarşik yapı,  iş süreçleri,  birimler arasındaki sınırlar (Silo sendromu) ve mesafe,  işletme içerisindeki eşgüdümlemeyle ilişkilidir. Örneğin, işletme içerisindeki birimlerin birbiri ile olan iletişimi sınırlı ve işletme tasarımı ne kadar hiyerarşik ve kapalı olursa işletmenin körlüğe maruz kalma düzeyi de o kadar fazla olacaktır. Yine yöneticilerin uzun süre aynı kurumda görev yapması,  işletme körlüğüne neden olmaktadır (Nural ve Çıtak, 2012).  3.Sektör Yapısı:  Bu boyut, işletmenin yer aldığı sektörün türü (özel-kamu), sektördeki rekabet düzeyi, sektörün sahip olduğu iş kültürü, diğer işletmeler,  çevre ile olan ilişkiler ve işletmenin bulunduğu sektörün dinamik yahut durağan olması ile ilgilidir (Catino, 2013).  Örneğin,  hava yolları veya yüksek teknoloji ile faaliyetlerini yürüten sağlık sektörü gibi dinamik ve rekabete açık işletmeler,  yaşamlarını devam ettirebilmek için sürekli olarak çevresini analiz etmek durumunda kalacak ve körlüğe daha az yakalanacaktır.  Diğer taraftan tarım gibi geleneksel ve durağan bir sektörde faaliyet gösteren işletmeler uzun yıllar değişikliğin çok az olması nedeniyle zamanla köreleceklerdir.   4.Yapılan İşin Rutinlik Derecesi: Yapılan işin dinamik,  yeniliklere açık, çevre ile sürekli etkileşim içerisinde ve rotasyona uygun olması körlüğe yakalanmayı azaltacağı gibi (Nural ve Çıtak, 2012),  işin rutin ve kapalı olması körlüğü artıracaktır. Kapalı bir alanda insanlarla temas kurmayan bir işgörenin körlük düzeyi, açık bir alanda etkileşim içerisinde çalışana göre daha fazla olabilir.

İşletme körlüğünü azaltmak için ise; inovatif düşünce sistemine sahip bir işletme iklimi oluşturmak, Kai-zen (sürekli yenilik) felsefesini uygulamak, zaman zaman farklı kurumlara iş gezileri yapmak, yenilikleri araştırmak ve değişime açık olmak, durağan bir işletmeyi dinamik bir işletmeye çevirmek ve işletmeyi dışarıdan üçüncü bir göze analiz yaptırmak vb. birçok yöntem kullanılabilir.

 

Kaynak: Güncel Yönetim Paradigmaları- Taşkın Kılıç, AZ akademi

Bu Haberlerede Göz Attınızmı ?